Yanflut Röportaj

img
Yanflut Röportaj

Türkiye’de yayınlanan ilk caz flüt albümün sahibi; flütist Eren Çoşkuner’i ofisimizde ağırladık. Müzikal geçmişi, işleri ile ilgili merak ettiğimiz her şeyi sorduk. Sorularımıza sabırla ve içtenlikle cevap veren Eren Çoşkuner’e güler yüzü ve hoş sohbeti adına Yanflut.com ekibi olarak teşekkür ediyoruz. Bu doyurucu sohbete sizleri de ortak etmekten mutluluk duyuyoruz.

* İlk olarak sizi tanıyalım. Eren Coşkuner kimdir?

Merhabalar. Tabii. Müzik eğitimime İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarında başladım. Okulu bitirdikten sonra Almanya’ya giderek Köln Müzik akademisini kazandım ve eğitimime Almanya’da devam ettim ve buradan 2005 yılında mezun oldum. Klasik müzik eğitimimin yanı sıra özellikle caz müziğine olan ilgim bana Almanyada bu alanda daha çok caz müziğini tanıma, çalışma ve çalabilme imkanı sağladı. Bu sebeple bir çok caz müziği teorisi, armonisi ve doğaçlama dersleri alarak kendimi daha çok geliştirmeye çalıştım.

* Kaç yaşında flüt çalmaya başladınız?

11 Yaşında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarında başladım.

* Kaç senedir çalıyorsunuz?

Kendimi bildim bileli çalıyorum :) 21 sene.

* Flüt eğitiminizden söz eder misiniz?

Tabi. Çok küçük yaşlarda konservatuvarda başladığım eğitimimin en önemli yanı akademik ve sistematik çalışma ile bütünleşmek oldu. Çok çalışırdık. Sadece flüt değil evrensel müziğin her yanına değinir analizler yapar okurduk. Bazen gece yarılarına kadar sürerdi bu çalışmalar. Ayrıca konservatuvardayken büyük bir özveri, çalışma, araştırma duygusu ve yaratıcılık vardı hepimizde. Hedeflediğimiz noktaya bilinçli, sabırlı ve sorgulayıcı şekilde varmanın yolları gösterilirdi. Bu yüzden her gün yeni bir şeyler öğrenip, bunları paylaşıp,uyguluyorduk. Haliyle bunlar bizi çok geliştirdi. Ve yeni şeyler öğrendik.

* Enstrüman olarak neden flütü seçtiniz?

Evimizde ben küçükken her zaman klasik müzik sesleri ile vardı. Ailem çok iyi bir dinleyici idi. O zamanlar televizyonda devamlı canlı konserler vardı - ki ne yazık ki artık yok- bir orkestrada flütü gördüm ve ben de çalmak istedim. Flütten çok etkilenmiştim. Ailemin yönlendirmesiyle direkt konservatuvar sınavlarına yazıldım.

Aslında şöyle bir şey de söylemek gerek. Bazen neden flüt sorusu flütün popülaritesinin fazla olmamasından dolayı konuşulabiliyor. Bu kanımca sunulan şeylerin popülist olma çabası içerisinde olmalarından kaynaklanıyor . Çünkü maalesef tüketim toplumu olarak biraz hak eden işleri, güzel ve yaratıcı işleri pek sahiplen miyormuşuz gibi geliyor bana.Genelde flüt her ne kadar klasik müzikte bir keman, bir piyano, caz müziğinde bir saksafon, bir trompet kadar popüler olmasa da aslında renk ve teknik çeşitlilikler bakımından en az bu enstrümanlar kadar zengin bir doğası var.Bir çok ileri gelen araştırmacı ve müzikolog flütün ne denli gelişmiş ve karakteristik bir çalgı olduğunu fazlası ile ispat etmiş. Örneğin bu konuda en önemli besteci flütçü ve caz müzisyeni Robert Dick çok büyük devrimler yaratmıştır. Dave Valentin'de de aynı örnekleri görebiliyoruz. Daha iyiye gideceğine inanıyorum.

Flütün insan sesine olan yakınlığı, şarkı söyler gibi çalınabilmesi, bir çok modern teknik unsurları ritmik yapılarla birlikte efektleyebilmesi çok kolay. Çok yönlü ve doğal bir enstrüman flüt.

* Flüt ile çalmaktan en çok keyif aldığınız eserler nelerdir?

Günlük egzersizlerimin yanı sıra Barok Dönem eserlerini improvisation alanına daha yakın olduğundan sıkça çalmaya çalışıyorum. Özellikle Bach ve Handel'in flüt sonatları çok sevdiğim eserler arasındadır. Şüphesiz klasik müzik eğitimi bana çok ciddi bir interpretation ve teknik konularla birlikte sound kalitesi kazandırdı.Bu yüzden her zaman çalıştığım düzenli egzersiz ve eserler var. Bunlardan sonraki zaman dilimlerinde her zaman caz müziğindeki önemli enstrümantistlerin solo transcripsiyonlarını ve standart caz repertuvarından çeşitli bir çok parçayı çalışıyorum. Sololar yazıyorum ve çalıyorum.

* Flüt batı enstrümanı olmakla birlikte , doğu müziğine yakıştığını düşünüyor musunuz?

Ben müziğin her türüne saygı duyuyorum. Her müzik tarzında keşfedilecek tanınacak akademik ve teknik olarak bir çok yönün bulunduğunu düşünüyorum. Sonuçta her şey müzik bana göre ancak iyiyi ve kötüyü ayırt edebilmek gerek. Caz müziğindeki kariyerime başlamamdaki en önemli etken zaten etnik müziklerden aldığım ilham oldu. Ayrıca Latinjazz tarzları, jazzflamenko ve bir çok etnik makamsal müzikleri çok seviyorum.

* Sahnede sizi çok heyecanlandıran bir an oldu mu?

Tabi ki. Her zaman :) Heyecan olmadığında zaten müzisyen olmanız biraz zor. Kalpten gelen bir şey bu. Duygular her zaman aktif olmalı ki daha çok heyecanlanın ve daha güzel çalın.

* İyi bir flütistim, çünkü?

Evet bu en zor sorunuz bence. İyi flütcülükten önce amacım iyi bir müzisyen olabilmek. Müzisyenliğin ışığında flütçülük çalışmakla zaten olunabilecek bir şey. Ancak zor kazanılan şey kalpten var olabilmek.

* Biz sizi dinlemekten çok keyif alıyoruz, siz de evde kendiniz için çalıp, kendinizi dinliyor musunuz?

Çok teşekkür ederim. Ne mutlu bana…Ama ben kendim için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Genelde kendimi dinlemeyi pek sevmem :( Çünkü kendime dayanamıyorum :))) Her dinlediğimde onlarca hatamı bulabiliyorum. Biraz zor ama kendimi severek dinleyebileceğim kayıtlar umarım bir gün yapabilirim.


* İlk çaldığınız flütünüzün markası nedir? Şuan kullandığınız marka nedir?

İlk flütüm Yamaha 211 S2 idi. Daha sonra Miyazawa MC-325 Çaldım. Şuan Brannen Cooper Millenium Model Flüt, Edward Almeida ağızlık kullanıyorum

* Flüt ile çaldığınız ilk eseri hatırlıyor musunuz?

Evet.M.Ravel Kaz Ana Süitinden kısa bir bölümdü.

* Hangi flütistleri dinlersiniz?

Çoğunluğu caz flütistlerini dinliyorum. Çok iyi müzisyenler var. Herbie Mann, Dave Valentine, Hubert Laws Nestor Torres. Multiplayer olarak Eric Dolphy, Yusuf Lateef, James Moody çok sevdiğim isimler.

* Enstrumanızı başkalarıyla paylaşır mısınız?

Genelde hayır. Çünkü enstrümanların manevi değeri çok önemli. Ve çok iyi bakılıp korunması gerek. Bütün enstrümanların çok hassas bir yapısı vardır. En ufak bir dikkatsizlik ya da bakımsızlıkta sorun olabilir. Lütiyeler tarafından bu enstrümanların tamir edilebilmesi gerçekten başlı başına bir sanat. Dikkatli olmak gerek. Ancak tabi bazen öğrencilerime verebiliyorum :))

* Flütte açık perde mi kapalı perde mi tercih edersiniz?

Delikli perde flüt ile çalıyorum. Multiphonic ve modern tekniklerin (İki ses,üç ses,Vocal sesler,Glissando,Perdelerle Ritm effect,Beat v.s.) kullanımı konusunda delikli perde çok önemli. Bu yüzden bu yüzyılda delikli perde tercih edilmeli diye düşünüyorum. Tabi ek sadece delikli perdelerin veya Si kuyruğun yanı sıra Ffüte ek olarak yaptırabileceğiniz değişik özelliklerde ekler var. Örneğin Glissando çalmayı tercih ederseniz mesela Robert Dick patentli Headjoint var. Ve delikli perdelerde parmak yardımı ile yaptığınız Glissandoyu sadece ağızlıkla yapabiliyorsunuz. Ama bu sizin tercihinize kalmış.

* Flütte si kuyruk tercih ettiğiniz bir özellik mi?

Si kuyruk flütün özelliği daha çok parlak tonlar için yardımcı parmak pozisyonu, iki ses ve üç ses çalabilmek ve entonasyon için yardımcı perdelerin kullanımını arttırıyor. Bu yüzden faydalı olabilir. Bazı besteciler 1.Oktav si'yi tonalite açısından da özellikle kullanmışlardır.


* Diğer flütleri (alto, pikolo..vs) çalıyor musunuz?

Çok Severek çalıyorum. Çok farklı ses tınıları ve özellikleri var. Bas Flüt ve Alto Flütü ayrıca çok severim. Mesela Albümümünde iki parçada Alto Flüt kullandım. Gerçekten do flüte nazaran Caz müziğine çok uyuşan derin bir sound’u var.

* Sahnede canlı performans mı, stüdyoda kayıt müzisyenliği mi sizi daha çok mutlu ediyor? Ve hangisi sizin için daha zor?

Bence her ikisinin de farklı zorlukları ve özellikleri var. Sahnedeki esnemeleri örneğin kayıtta yapamıyorsunuz veya sahnedeki hatayı geri alıp düzeltme şekliniz veya bir daha çalma imkanınız yok ama kayıtta zor veya güç olan durumlarda tekrar çalabiliyorsunuz. Bence kayıdın en büyük zorluğu timing'i sağlam, çok iyi takiple doğru çalma ve konsantrasyon. En ufak bir hatada her şey yok olabiliyor.

* Şuan flütünüzü kendiniz söküp birleştirebilir misiniz? Böyle bir teknik beceriye sahip misiniz? Flütünüz bozulduğunda ne yaparsınız?

Tabiki. Her flütçü bilmelidir bence bunu. Çok karmaşık bir durum olduğunu düşünmüyorum. Sistemi, mekanizmanın genel tepkisini ve ölçerleri oranlaya bildiğiniz sürece kısmi olarak bir çok şeyi düzeltebilirsiniz. Sadece biraz zaman ayırıp temel şeyleri öğrenmek gerek.

* Bir yakınınız gelip sizden bir tavsiye istediğinde hangi flüt ile başlamasını öneriyorsunuz?

Kanımca özellikle piyasada olan çin malı dediğimiz,bir çok model ismi ile karşımıza çıkan çin flütleri maalesef pek iyi durumda değiller. Çünkü işçilikte kullanılan malzemeler yeterli değil. Ayrıca sağlık açısından da iyi bulmuyorum. Öncelikle Tercih edilmesi bakır,çinko veya metal alaşım değil gümüş kaplama veya gümüş flütler olmalı. Tabii enstrümanın diğer detayları da gözden kaçmamalı. Delikler,perdeler,pad'ler,perde aralıkları,mantarlar, yaylar çivi ve vidalar gerçekten sağlam, doğru açılarla iyi malzemelerle konumlandırılmış olmalı. Ve tabiki çok doğru bir entonasyonu olmalı. Her saz alınmadan önce Akort aleti ile kontrol edilmeli. Tabi bu tip flütlerin fiyatları daha pahalı oluyor.


* Bizlere biraz albümünüzden söz eder misiniz? Niçin bir caz albümü yapmayı tercih ettiniz?

Tabi. Albüm Gri Plak etiketi ile Mayıs 2013 tarihinde yayınlandı. 9 Parçamız var Albümümüzde. 7'si benim biri Ercüment Orkut, diğeride ortak bestemiz. Albümün aranjörlüğünü ve müzik direktörlüğünü Ercüment Orkut yaptı. Albümümüzü Şenova Ülker (Flugelhorn) Eylem Pelit(Bass) Ediz Hafızoğlu(Drums) ile kaydettik. Kendimizden müzikal olarak her şeyi ortaya koymaya çalışıp, müziğimizi ortak bir dille ifade etmeye çalıştık albümde. Sadece bir flüt albümü yapmaya çalışmadık. Her şeyi yormadan yalın ve sade bir şekilde uygulamaya çalıştık. Elbette daha iyi yapabileceklerimiz olabilirdi ancak bu bir süreç.

Bestelerimde genelde ezgisel kurulumunu kalıcı melodilerle birlikte modern caz armonisi ve formları ile beslemeye çalışıyorum. Aklıma ezgiler geldikçe piyano başına geçip hemen yazmaya çalışıyorum. Ezgileri müziğimde Latin, Funk gibi değişik caz stilleri ile bir arada barındırmayı seviyorum. Elbette etnik ve makamsal türler gibi etkilendiğim müzik türleri var tabi. Bunları mümkün olduğunca yansıtmaya çalışıyorum.

* Albümde emeği geçen geçmeyen herkese tekrar sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Niçin caz sorusuna gelince zaten caz müziği hayatımda en önemli yere sahip olan bir müzik türü. Benim için çok önemli ve çok sevdiğim bir müzik türü. Kariyerime devam edeceğim caz müziğiyle. Yapmak istediğim çok proje var. Caz'ı her zaman icra etmemin sebebi içimdekini yaratmak adına istediğim ve kendimi özgürce ifade edebileceğim daha farklı bir müzik biçimi olduğu için. Bu albümü çıkarmamdaki bir diğer etkende Türkiyede sadece caz flüt albümü temelli bir albüm olmaması ve Flütü bu konuda daha fazla sahneye sokabilme çabası ile alakalı idi. Umarım az da olsa başarılı olabilmişimdir.

Ben her zaman caz müziğiyle iç içeydim. Konservatuvardaki eğitimimizde ne kadar yönetimsel olarak uygulama açısından sıkıntı yaşadıysak da etnik ve caz alanındaki tüm müziklerle iç içeydik. O dönemde aynı sınıfta olduğum ve birlikte okuduğumuz çok önemli caz müzisyenleri var Türkiyede. Klasik müzik ile caz arasındaki büyük bağ bana her zaman yardımcı oldu. İkisi de birbiriyle dost. Tabi benim şahsen bu konudaki en büyük ifade biçimim,yoğunlaşmam ve çalışmam en fazla Almanya'da olabildi. Almanyada bir çok kulüpte,sahnede proje gruplarla çaldım. Jam yaparak çalışmalarımı yoğunlaştırdım.

Caz etnik birleşimler ve yeni fikirlerle çok daha güzel olabiliyor. Müzikteki her tür, evrensel bir boyutta olduğu için özellikle de çok sesli müzikteki bestecilerin stilleri etnik müziklerle olan etkileşimi ve doğaçlama duygusunu her zaman ortaya koyuyor. Ben bunu her zaman hissettim. Çünkü müziğin kendisi zaten doğaçlama. Bunu fazla kalıplaştırmamak daha doğru olur diye düşünüyorum. Ancak şunu inkar edemem ki klasik müzik bana çok büyük bir ifade, yorum, teknik anlayış ve kültürel birikim sağladı. Bu birikimleri caz ile birleştirerek yıllarca bir albüm yapmayı hep istedim. Kendi içimden gelen bir albüm. Kafamdaki projeyi oluşturabilmem içinde tını ve sound olarak kendime en yakın ve aklımdakini yaratmaya en yakın isimler ile çalıştım. Beste çalışmalarıma hızla devam ediyorum. Yeni fikir ve bestelerle İkinci albümümü daha iyi bir çizgide oluşturmak için çalışıyorum. 10 Ekim CKM'de yapılacak olan Lansman konserimizde yeni sürpriz bestelerimde olacak ve ilk defa seslendireceğiz. Herkesi konserimize bekliyoruz.

* Yanflut.com ailesi olarak size teşekkürlerimizi sunarız. Bizimle iletişime geçtiğiniz için çok mutlu olduk. Bizim için tavsiyeleriniz, önerileriniz ya da eleştirileriniz varsa duymaktan onur duyarız.

Bende bu güzel Röportaj için size teşekkür eder görüşmek dileğiyle saygılar sunarım.


Kaynak : https://www.yanflut.com/eren-coskuner-roportaj